DSP İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız, TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesinde Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, TBMM Başkanvekili ve CHP İzmir Milletvekili Güldal Mumcu’nun odasına izin almadan girerek uyarmasının baskı ve şiddet olduğunu belirtti.
Yağız, soru önergesinde şunları söyledi:
“İzinsiz olarak odasına girdiğiniz TBMM Başkanvekili ve CHP İzmir Milletvekili Sayın Güldal Mumcu, olayla ilgili açıklamasında, “Sayın Arınç’ın sergilediği tavır, kesinlikle bir baskıdır, şiddettir. Elinden gelse, imkân bulsa, fizikî şiddet uygulamaktan bile çekinmeyecek durumdaydı” diyerek sizi kınadı.
Sayın Mumcu, “Genel Kurul adabını iyi bildiğini iddia eden Arınç, Bakanlar Kurulu üyesi olduğunu ne kadar örtbas etmeye çalışırsa çalışsın, sergilediği tavır, yürütmenin yasamaya baskısıdır. Başkanvekillerini birbirleriyle mukayese etmesi şeklinde sergilediği, en hafif deyimiyle densizliği de kendisine yakıştıramadım” diye ekledi.
“Sarhoş gibi” dediğiniz CHP İstanbul Milletvekili Sayın Çetin Soysal da size, “Ben alkol kullanmıyorum ama Arınç ne kullanıyor, bilmiyorum” diye yanıt verdi. Bu arada, olayın tanığı TBMM Başkanlık Divanı Kâtip Üyesi ve MHP Giresun Milletvekili Sayın Murat Özkan, Sayın Mumcu’ya, Sayın Soysal’ı kastederek, “Sarhoşlara nasıl söz verirsin?” dediğinizi ve “sarhoş taklidi” yaptığınızı söyledi.
Bu bağlamda sormak istiyorum:
TBMM Başkanvekili ve CHP İzmir Milletvekili Sayın Güldal Mumcu’yu, odasına izin almadan girip uyarmanız baskı ve şiddet değil midir? Böyle bir şeye hakkınız ve yetkiniz var mıdır?
Tutumunuz ayrıca, “yürütmenin yasamaya baskısı” olarak değerlendirilmiştir. Baskılarınızı bundan sonra da sürdürecek misiniz?
Olayın tanığı TBMM Başkanlık Divanı Kâtip Üyesi ve MHP Giresun Milletvekili Sayın Murat Özkan, Sayın Mumcu’ya, “bir hanıma karşı söylenmesi mümkün olmayan tavır”la sözlü saldırıda bulunduğunuzu söylemiştir. Buna açıklık getirir misiniz? Hangi sözleri söylediniz?
Bu tutumunuz, kamuoyunda, “adeta bir kabadayı tavrı” olarak da değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeyi nasıl karşılıyorsunuz?
Milletvekillerinin, Meclis Başkanvekillerinin uygulamalarına itiraz edecekleri yer, Meclis Genel Kurulu değil midir?
İki dönem TBMM Başkanlığı yaptığınıza ve “Meclis İçtüzüğü’nü çok iyi biliyorum” dediğinize göre, Meclis Başkanvekillerinin uygulamalarının nerede tartışılacağını bilmiyor olamazsınız. Buna karşın, neden böyle bir yolu tercih ettiniz?
Siz, Meclis’in “alkolmetre”si misiniz ki, Sayın Soysal için “sarhoş gibi” ifadesini kullandınız?
Bundan sonra da milletvekillerinin alkollü olup olmadığını gözetlemeyi ve tespit etmeyi sürdürecek misiniz?
Kimin ne içip içmediği sizi neden bu kadar ilgilendirmektedir? Böyle bir şey üstünüze vazife midir?
Yoksa siz, zaman zaman bakan ve milletvekili olduğunuz unutup, kendinizi, fetva veren “ulema”dan biri olarak mı görüyorsunuz?
Meclis Başkanlığı görevini hâlâ sürdürüyor olsaydınız bile, bir milletvekillini “sarhoş gibi” diye suçlama hakkını kendinizde görebilir miydiniz?
Solcu bir milletvekili için, “sarhoş gibi” ifadesini kullanarak, kamuoyuna, “Solcular alkol kullanılır” mesajını mı vermek istediniz?
Din üzerinden olduğu gibi alkol üzerinden de siyaset yapmayı, çağdaş siyasetin etik kurallarıyla bağdaştırabilmek mümkün müdür?”